psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2017 Çarşamba

Prezít svuj zivot (teorie a praxe)



2010'da yayınlanan Prezít svuj zivot, Švankmajer filmlerini buldu mu kaçırmayan, gözlerini bir saniye kırpamadan izleyen, ağır Švankmajer hayranı ben, Prozac İnsanı için son zamanlarda görülebilecek en iyi filmlerden. Švankmajer'ı biraz olsun tanıyanlar, yalnızca afişten filmin Švankmajer koktuğunu tahmin edebilir. Fanatik izleyicileri, senaryoda da Švankmajer kokusunu alıp "bu tamamen Jan Švankmajer yapımı bir film!" diyebilir.

Faust kadar etkili olmasa da Švankmajer'ın en iyi filmleri listesine girebilir, diyorum teorie a praxe için. Çünkü psikanalizle içli dışlı, izleyiciyi böylesine çözebilen filmler beni biraz olsun mutlu ettiğinden ve ilgimi daha çok çektiğinden hayranlıkla izliyorum böyle yapımları ve bu yapımlar en iyiler listeme giriyor hiç soğumadan...

Film birkaç dakikalık çok hoş bir monologla açılıyor. Švankmajer, bütçesiyle sorunlarından ve filmi en ucuz yolla yaptığından, "kağıt metodu"na başvurduğundan, film masraflarını en aza indirgemek ve ulaşımdan kısmak için stüdyoda çektiğinden söz ediyor. Kendisi için ne kadar sorun olsa da tüm bunları anlatırken izleyiciyi gülümsetmeyi başarıyor dürüstlüğüyle. Psikanalitik komedi diye bir türde sunulabilecek 105 dakikalık leziz film başlangıcıyla birlikte seyircinin ilgisi çekmeyi başarıyor, "Filmde eğlenceli bir şey yoktu" diyen Švankmajer'ın aksine seyirciyi o süre boyunca bir saniye bunaltmadan eğlendiriyor. 

Filmimiz Evzen'in çocukluktan hatıralarını rüyaları aracılığıyla yaşaması üzerine kurulu. Gerçek ve rüya arasındaki hayatı, animasyon ve oyunculuk kardeşliğine dayalı, bir sürü animasyon tekniğine, daha doğrusu "Jan Švankmajer" tekniğine bağlı kalarak aktarıyor bizlere. Animasyon demişken, Švankmajer'ı Alice'i ile tanıdım. Sürrealizmi doruklarda yaşatan, yaratıcılığıyla tekrar tekrar hayran bırakan Švankmajer'ın Alice'indeki gibi animasyon-gerçeklik kardeşliğine dayalı teorie a praxe filmi de.

Freud ve Jung tartışmalarına yer vermekten kaçınılmamış hiç. Tatlı tatlı kenarda, usta çırak veya öğretmen-öğrenci ilişkisi gibi resmedilmiş adeta.

Gerçeklik ve rüya üzerine kurulu dedim, değil mi? 
Ana karakterimiz olan Evzen, orta yaş dönemini kapatmak üzereyken gördüğü rüya ile hatıralarının karanlık ve çıkmaz, bir labirenti andıran sokaklarına ulaşıyor. Bu labirentte kaybolan sevgili Evzen, psikanaliste uğrayarak yolunu buluyor. Su gibi akıp giderken tamamlayıcı bir unsur da çıkıyor karşımıza, film kendi kendini çözümlemeye başlıyor. Her şeyi açıklığa kavuşturmak için fotoğrafa başvuruyor.. Normal şartlarda mesajı direkt ileten filmler yerine Spiklenci Slasti'deki gibi kendini gizleyen, tekrar tekrar izleyerek çözülebilen, "kapalı bir dil"e dayalı ve yorumu seyirciye bırakan filmleri tercih etsem de filmin kendini çözmesi, filmin komedi kısmını tamamladığından "Švankmajer, ayıp etmiş böyle yaparak.." diyemiyorum; bu filmi bu olay daha eğlenceli kılmış fikrine kapılıyorum ve filmi daha da çok beğeniyorum. Evet, bu tam bir Švankmajer eseri!

Puanlama:Švankmajer'ın 2010'da sunduğu filmi teorie a praxe, son zamanlarda izleyebileceğiniz en başarılı filmlerden. Švankmajer, psikanalize ilgisini göstermekten hiç çekinmiyor, zaman zaman cutout animation'a başvurarak seyirciyi ekrana kilitlemeyi şüphesiz başarıyor.