Alt tarafı Alice ya bu, diye sempatik ve son derece minnoş bir şey izleyeceğinizi tahmin etseniz de Jan Svankmajer, bizim Alice'i almış ve ürkütücü, seyircinin içini titreten, gizemli bir atmosfere taşımış. Çok samimi geleni son derece karamsar bir şekilde resmetmiş bir nevi...
Hikayede pek bir değişiklik yok. Kitabın en azından dörtte üçünü hayatında yalnızca bir defa olsun okumuş biri bile filmin üzerinde yürüdüğü yola aşina olacak. Jenerik kısmında "Alice Harikalar Diyarında romanından ilham alınmıştır." söylemi var ancak ilhamdan da öte roman birebir uyarlanmış beyaz perdeye.
Yalnızca romandan ayırt edilebilir tek özelliği var: (ki o da filmi tam olarak Svankmajer filmi yapan detay.) Jan'ı tanıyanlar, sürrealizmi nasıl yaşadığını ve kafasında canlanan o enteresan görüntüleri seyirciye de aynen yansıttığını az da olsa bilir. İşte Alice'de tam böyle, tamamen sürreal ögeler üzerine kurulu, Svankmajer'in baştan yarattığı ve yaratıcılığında hiç sınır tanımadığı, Alice'in başından geçenleri kabus atmosferinden beğendiği bir köşede yaşattığı bir film...
Filmdeki tek gerçek karakter Alice. Gerisi animasyon. Hatta Alice de bazen başka varlıklara dönüşebiliyor. Mesela küçülüyor ve o sahnelerde bir bebek geliyor yerine. Jan Svankmajer dendi mi akla ilk gelen teknik, Cut Out'a dayalı bir film tamamen. Bu yüzden karakterlerin bazı hareketleri ilk defa Svankmajer izleyecek birine aşırı keskin gelebilir. Ancak bir süre sonra görseller, olayların işleyişinde ince fraktallar, psikedeliğe kayan ortam, o ilk izleyiciyi de bambaşka atmosferlere taşıyor, sanki izlemesi zevk veren takıntıları izlerken bir bir çözülüyor ve görsel olarak tam bir tatmin duygusu uyandırıyor seyircide...
Karakterler ürkütücü ve ucube olduğundan başlangıçta ısınmak zor gelebilir. Ama biraz sabırla görselden zevk almak da mümkün. Filmin başında Alice "Bu film çocuklar içindir. Belki de değildir." diyor. Bir çocuğa açsanız muhtemelen görsel olarak çok ilgisini çekecek, ağzı açık sonuna kadar izleyecek. Ama o bunalım ortamını hissedemeyecek. İşte o nüans farkı tam burada:Bir çocuğun çok hoşuna gidebilir ama ruh halinde herhangi bir kıpırtı olamaz kolay kolay...
Ne yazık ki bazı sahneler bezdirebiliyor, sakız gibi uzamış da uzamış diyebiliriz yani. Örneğin: Alice, ara sözleri belirtiyor devamlı. Ama bunda aşırıya kaçılmış. "Dedi Alice..", "Dedi Beyaz Tavşan..." gibi doğrudan anlatıma başvurulması kitaba sadık kalındığını gösterse de bu anlatımı ikide bir kullanmak yalnızca okuma kısmında hoş kalıyor. Aynı şeyleri tekrarlaması izleyiciyi birazcık bayabiliyor... Yine de dediğim gibi onlar da sabredilmesi gereken ufak tefek detaylar...
Puanlama:



