Švankmajer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Švankmajer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2017 Çarşamba

Neco Z Alenky


Svankmajer'in '88 filmi Neco Z Alenky, birçoğumuzun çocukluktan hatırladığı, benim dönemimin de İş Bankası'nın "Karneni Göster Kitabını Al" isimli kitap kampanyasında gösterilen karneye karşılık okuma şerefine nail olduğu "Alice's Adventures In Wonderland" kitabından uyarlama..

Alt tarafı Alice ya bu, diye sempatik ve son derece minnoş bir şey izleyeceğinizi tahmin etseniz de Jan Svankmajer, bizim Alice'i almış ve ürkütücü, seyircinin içini titreten, gizemli bir atmosfere taşımış. Çok samimi geleni son derece karamsar bir şekilde resmetmiş bir nevi...

Hikayede pek bir değişiklik yok. Kitabın en azından dörtte üçünü hayatında yalnızca bir defa olsun okumuş biri bile filmin üzerinde yürüdüğü yola aşina olacak. Jenerik kısmında "Alice Harikalar Diyarında romanından ilham alınmıştır." söylemi var ancak ilhamdan da öte roman birebir uyarlanmış beyaz perdeye.
Yalnızca romandan ayırt edilebilir tek özelliği var: (ki o da filmi tam olarak Svankmajer filmi yapan detay.) Jan'ı tanıyanlar, sürrealizmi nasıl yaşadığını ve kafasında canlanan o enteresan görüntüleri seyirciye de aynen yansıttığını az da olsa bilir. İşte Alice'de tam böyle, tamamen sürreal ögeler üzerine kurulu, Svankmajer'in baştan yarattığı ve yaratıcılığında hiç sınır tanımadığı, Alice'in başından geçenleri kabus atmosferinden beğendiği bir köşede yaşattığı bir film...

Filmdeki tek gerçek karakter Alice. Gerisi animasyon. Hatta Alice de bazen başka varlıklara dönüşebiliyor. Mesela küçülüyor ve o sahnelerde bir bebek geliyor yerine. Jan Svankmajer dendi mi akla ilk gelen teknik, Cut Out'a dayalı bir film tamamen. Bu yüzden karakterlerin bazı hareketleri ilk defa Svankmajer izleyecek birine aşırı keskin gelebilir. Ancak bir süre sonra görseller, olayların işleyişinde ince fraktallar, psikedeliğe kayan ortam, o ilk izleyiciyi de bambaşka atmosferlere taşıyor, sanki izlemesi zevk veren takıntıları izlerken bir bir çözülüyor ve görsel olarak tam bir tatmin duygusu uyandırıyor seyircide...

Karakterler ürkütücü ve ucube olduğundan başlangıçta ısınmak zor gelebilir. Ama biraz sabırla görselden zevk almak da mümkün. Filmin başında Alice "Bu film çocuklar içindir. Belki de değildir." diyor. Bir çocuğa açsanız muhtemelen görsel olarak çok ilgisini çekecek, ağzı açık sonuna kadar izleyecek. Ama o bunalım ortamını hissedemeyecek. İşte o nüans farkı tam burada:Bir çocuğun çok hoşuna gidebilir ama ruh halinde herhangi bir kıpırtı olamaz kolay kolay...

Ne yazık ki bazı sahneler bezdirebiliyor, sakız gibi uzamış da uzamış diyebiliriz yani. Örneğin: Alice, ara sözleri belirtiyor devamlı. Ama bunda aşırıya kaçılmış. "Dedi Alice..", "Dedi Beyaz Tavşan..." gibi doğrudan anlatıma başvurulması kitaba sadık kalındığını gösterse de bu anlatımı ikide bir kullanmak yalnızca okuma kısmında hoş kalıyor. Aynı şeyleri tekrarlaması izleyiciyi birazcık bayabiliyor... Yine de dediğim gibi onlar da sabredilmesi gereken ufak tefek detaylar...

Puanlama:


Prezít svuj zivot (teorie a praxe)



2010'da yayınlanan Prezít svuj zivot, Švankmajer filmlerini buldu mu kaçırmayan, gözlerini bir saniye kırpamadan izleyen, ağır Švankmajer hayranı ben, Prozac İnsanı için son zamanlarda görülebilecek en iyi filmlerden. Švankmajer'ı biraz olsun tanıyanlar, yalnızca afişten filmin Švankmajer koktuğunu tahmin edebilir. Fanatik izleyicileri, senaryoda da Švankmajer kokusunu alıp "bu tamamen Jan Švankmajer yapımı bir film!" diyebilir.

Faust kadar etkili olmasa da Švankmajer'ın en iyi filmleri listesine girebilir, diyorum teorie a praxe için. Çünkü psikanalizle içli dışlı, izleyiciyi böylesine çözebilen filmler beni biraz olsun mutlu ettiğinden ve ilgimi daha çok çektiğinden hayranlıkla izliyorum böyle yapımları ve bu yapımlar en iyiler listeme giriyor hiç soğumadan...

Film birkaç dakikalık çok hoş bir monologla açılıyor. Švankmajer, bütçesiyle sorunlarından ve filmi en ucuz yolla yaptığından, "kağıt metodu"na başvurduğundan, film masraflarını en aza indirgemek ve ulaşımdan kısmak için stüdyoda çektiğinden söz ediyor. Kendisi için ne kadar sorun olsa da tüm bunları anlatırken izleyiciyi gülümsetmeyi başarıyor dürüstlüğüyle. Psikanalitik komedi diye bir türde sunulabilecek 105 dakikalık leziz film başlangıcıyla birlikte seyircinin ilgisi çekmeyi başarıyor, "Filmde eğlenceli bir şey yoktu" diyen Švankmajer'ın aksine seyirciyi o süre boyunca bir saniye bunaltmadan eğlendiriyor. 

Filmimiz Evzen'in çocukluktan hatıralarını rüyaları aracılığıyla yaşaması üzerine kurulu. Gerçek ve rüya arasındaki hayatı, animasyon ve oyunculuk kardeşliğine dayalı, bir sürü animasyon tekniğine, daha doğrusu "Jan Švankmajer" tekniğine bağlı kalarak aktarıyor bizlere. Animasyon demişken, Švankmajer'ı Alice'i ile tanıdım. Sürrealizmi doruklarda yaşatan, yaratıcılığıyla tekrar tekrar hayran bırakan Švankmajer'ın Alice'indeki gibi animasyon-gerçeklik kardeşliğine dayalı teorie a praxe filmi de.

Freud ve Jung tartışmalarına yer vermekten kaçınılmamış hiç. Tatlı tatlı kenarda, usta çırak veya öğretmen-öğrenci ilişkisi gibi resmedilmiş adeta.

Gerçeklik ve rüya üzerine kurulu dedim, değil mi? 
Ana karakterimiz olan Evzen, orta yaş dönemini kapatmak üzereyken gördüğü rüya ile hatıralarının karanlık ve çıkmaz, bir labirenti andıran sokaklarına ulaşıyor. Bu labirentte kaybolan sevgili Evzen, psikanaliste uğrayarak yolunu buluyor. Su gibi akıp giderken tamamlayıcı bir unsur da çıkıyor karşımıza, film kendi kendini çözümlemeye başlıyor. Her şeyi açıklığa kavuşturmak için fotoğrafa başvuruyor.. Normal şartlarda mesajı direkt ileten filmler yerine Spiklenci Slasti'deki gibi kendini gizleyen, tekrar tekrar izleyerek çözülebilen, "kapalı bir dil"e dayalı ve yorumu seyirciye bırakan filmleri tercih etsem de filmin kendini çözmesi, filmin komedi kısmını tamamladığından "Švankmajer, ayıp etmiş böyle yaparak.." diyemiyorum; bu filmi bu olay daha eğlenceli kılmış fikrine kapılıyorum ve filmi daha da çok beğeniyorum. Evet, bu tam bir Švankmajer eseri!

Puanlama:Švankmajer'ın 2010'da sunduğu filmi teorie a praxe, son zamanlarda izleyebileceğiniz en başarılı filmlerden. Švankmajer, psikanalize ilgisini göstermekten hiç çekinmiyor, zaman zaman cutout animation'a başvurarak seyirciyi ekrana kilitlemeyi şüphesiz başarıyor.