Elm Sokağında Kabus filmi iki türün de arasında kalmış bir yapıttı bana göre. Slasher içerikler yani bir manyağın bir dizi cinayet işlemesi olayı konu ediniyor aynı zamanda manyağımızı rüyalarında görenler dışında kimse göremiyor dolayısıyla cinayetlerinin sorumlusunun doğaüstü bir güç olduğuna inanmıyorlardı. Bunun yanında katilin güçleri kesmek, vurmak ile sınırlı değil; rüya atmosferini kendi istediği gibi şekillendirmek, kendine rüyada olduğundan dilediği gibi biçim verebilmek ve insanların da zihnini yönlendirebilmek gibi güçleri de vardı. Mesela yarı uykuda olan Nancy'e dersliğin kapısından ondan başka kimsenin göremeyeceği bir ceset torbası göstermek, cesetleri konuşturmak düşmanının psikolojisine zarar vermek için kullanabildiği mistik güçlerinden bir kısmıydı.
Bu yüzden yani Freddy ulaşılamaz ve Freddy'nin ait olduğu mekanlar ve biçimler soyut bir düzlemde olduğundan bu filmi korku kategorisine gönül rahatlığıyla dahil edebilirim...
Belki de bugün itibariyle izleyen kimi insanlar bu filme gülecek, korku olarak kabul etmeyecek ama çekildiği dönemin şartlarına göre düşünülürse ne kadar orijinal ve ürkütücü bir fikir olduğu korkmak için yeterli bir sebep sayılır. Yurdum korku severlerinin de en büyük eksiklerinden biri bu aslında. Filmi çekildiği dönemlere göre değerlendirememek, günümüz korku filmleriyle karşılaştırmak. Exorcist'in komik olduğunu düşünen, makyajlarını ve efektlerini ucuz bulan biri o zamanlarda türünün ilk örneği kabul edilen "spider walk"ın dönemin korku piyasası içinde ne kadar korkutucu bir sahne olduğunu bilmiyor ya da es geçiyordur.
Bu blogu okuyanlardan bu filmin konusunu bilmeyen yoktur sanıyorum. Yine de amme hizmeti olsun azıcık bahsetmekten zarara girmem nasıl olsa:
Bir grup genç arkadaşlar var. Bunlar yakın zamanlarda benzer rüyaları görüyor ama delilik olarak kabul ettikleri için bunu bir tesadüfe yoruyorlar. Bu rüya meselesini ilk kez dile getiren ve bundan son derece rahatsızlık duyan Tina, ailesi evde olamayacağından ve yalnız kalamayacağından arkadaşlarını evine davet ediyor. Aslında aynı zamanda Tina'nın davet ettiği arkadaşlarından biri olan Nancy de benzer rüyaları görüyor ama bunların mantıklı olmadığını düşündüğünden herhangi bir hazırlık vs. yapmıyor. Tümü evde uyurken gecenin bir yarısı Tina parça pinçik edilen ilk kurban oluyor ve polis bu olayın üzerine düşerek Tina'nın erkek arkadaşını göz altına alıyor. Nancy ne kadar inanmak istemese de rüyaların ardından Tina'nın katledilmesi ve her rüyasında onun da öldürülmeye çalışılması olayların polislerin sandığı gibi fiziksel olmadığını kabullenmeye ve Freddy ile tanışma faslına başlıyor.
Peki Freddy'nin bu çocuklarla alıp veremediği ne? Söyleyelim onu da, bu çocukların aileleri bir zamanlar Freddy isimli bir hizmetliyi çocuk cinayetlerinden sorumlu tutuyorlar ve benzinleyip cayır cayır yakıyorlar. Gayet dramatik bir sebep yatıyor temelde yani.
Şüphesiz Wes Craven slasher dünyasındaki en önemli isimlerden biri. Scream serisi ile ölüm döşeğine düşmüş bir türü tekrar ayaklandıran, izleyicileri kan ter içinde bırakmayı seneler geçse bile rahatlıkla başarabilen bir yönetmen ve senarist. Scream'den daha yetkin işler kabul edebileceğimiz, belki de en önemli filmleri de Elm Sokağı serisi. Michael Myers, Leatherface ve Norman Bates ile başlayan akımın bu isimlerden etkilenmesiyle yaratılan ilk isimleri arasında yer alması sebebiyle ve Michael'ın başlattığı ateşi harlaması ile slasher korku dünyasının tartışılamaz seviyede önemli bir ismi Elm Sokağı da. Wes Craven'in bu kadar etkili işlerin altında imzası olduğundan haberim yoktu. Ben kendisini Scream ile tanımıştım ve en başarılı eserinin Scream olduğunu sanıyordum ama meğersem hiç de öyle değilmiş. Çok daha önemli işleri yaratmış Craven amca. Kendisine duyduğum saygı daha da arttı bu filmden sonra.
Ayrıca filmde genç Johnny Deep yer alıyor. Ben oyunculardan hangisinin o olduğunu farketmektek zorlanmıştım. Deep'in popülerliğini başlatan ilk filmmiş bu.
Uzun lafın kısası bir kült kabul edilen A Nightmare on Elm Street türünün en önemli ve korku severler tarafından kaçırılmaması gereken bir eser. Serinin günümüzde de birçok filmi çekildi ancak eski filmlerinin tadını hiçbiri veremez kesinlikle.
Sadece hoşuma gitmeyen tek yer oldu orası da filmin sonuna saklanmış. Film sonunda inception'a sarıyor ve kafa karıştırıcı bir sonla biterek can sıkıyor ne yazık ki.
