işkenceci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işkenceci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2018 Perşembe

Haluk Bilginer Halloween Kadrosunda!


Geçtiğimiz senelerde John Carpenter 2018'de bir Halloween filmi çekeceğini ve serinin finalini yapacağını duyurmuştu. Daha sonra, 2017'den bugüne tek tek güncellemeler de kamuoyuna geldi elbette. Imdb sayfası oluşturuldu, fotoğraflar eklendi, sayfa güncellendi durdu, kadro eklendi falan filan epey haber verdiler anbean. Ve filmin çekimleri tamamlanmış durumda.

Serinin (Rob Zombie filmleri hariç) fanı olarak neredeyse Şubat 2017'den beri bu yıla girmeyi iple çekiyordum. John Carpenter en kaliteli Halloween filmlerini yaptıktan sonra, bir köşeye çekilmiş ve bizde pazarlanan adıyla "Yabancı"yı öksüz bırakmıştı. Senaryoda parmağının olması haricinde epey uzun bir süre yönetmen koltuğunda kendini göremiyorduk ve bu eksiklik hissediliyordu kolaylıkla.

En son endüstriyel metal devlerinden Rob Zombie, "Ya ben bu seriyi çok seviyordum." diyerek amatör yönetmenliğine Halloween serisini meze etti ve ne kadar Halloween sever varsa hepsini hayal kırıklığıyla uğurladı. Çektiği ilk remake filmi hatırlıyorum da sonunu getiremeden, ilerlete ilerlete göz atıp kapamıştım. O kadar bayıyordu üstelik gerçek hikayeye hiç bağlı kalınmamış bir remake vardı ortada. Hani Psycho remakeini tıpatıp aynı çekti diye Gus Van Sant'a kızıyorduk ya tam tersi olarak Halloween remakeinin de orijinal hikayeyle hiçbir ilgisi olmadığı için Rob Zombie'e dellenmeye başlamıştık. Myers gibi, gözle görülebilecek en karizmatik seri katilin Jason denen hödükten hiçbir farkı kalmamıştı çünkü yeni nesil Halloween filmlerinde. Aygır gibi, biraz geri zekalı, kelimenin tam manasıyla hödük bir Michael Myers ortaya çıkmıştı çünkü. Gerçek Myers bu değildi ki! Gerçek Myers tam olarak bizlerden biriydi. Orta kilolu, servi boylu, al yazmalı, en karizmatik karakterdi.

Bunca küfürden sonra John Carpenter babanın yeni bir Halloween çekiyoruz demesi yüreklere su serpti haliyle. Tabi bir yandan da yürek burkan bir haber aldık, bu son "Cadılar Bayramı" olacaktı. Yine de vasatın altında olan Halloween filmlerinden sonra alabileceğimiz en güzel haber buydu herhalde..

Ben de bu ilgiyle düzenli olarak filmin imdb sayfasını ve hakkında yazılanları takip ediyorum uzun süredir. Derken.. Geçen gün enteresan bir olay yaşandı, ilk defa Halloween (2018) için Türkçe haberler yayınlanmaya başladı. Sebebi inanılmaz. Ben okuduğumda emin olmak için gözlerimi avuşturdum ve tam on kez kontrol ettim. Daha sonra filmin imdb'deki kadrosuna da baktım ve az sonra vereceğim haberi teyit etmiş bulundum. Hazır mısınız?

Usta oyuncu Haluk Bilginer bu filmde oynuyor! Evet evet, Masum'daki emekli polis; Ezel'deki Kenan; en önemlisi de Masumiyet'teki nefis tiradın sahibi, pöfür pöfür sigara tüttürerek seyirciyi pasif içici eden HALUK BİLGİNER.

Başta epey bir süre inanamadım ben de. Kült işkenceci film serisinin oyuncularından biri bir Türk? Hani Haluk Bilginer'i birçok yabancı filmde ajan rollerinde falan gördük de bu bayağı asmalı, kesmeli ve biçmeli bir film. Organlar ortalıkta falan. İnsan şüpheye düşüyor olabilir mi bu diye. Filme olan heyecanım otuz, otuz beş kat daha büyüdü. Bir an evvel gösterime gireceği günün gelmesini bekliyorum. Gerekirse DVD'sini alacağım ama bu filmi kaçıramam hiçbir şekilde.

Fakat ben o şüphenizi ortadan kaldırmak için üşenmedim, kadroyu ss'ledim.

Haluk Bilginer, benim Türkiye'deki en sevdiğim aktördür. Kendisini daha çok yapımda görmek istiyordum ki Masum dizisi bana yaklaşık beş sene sonra falan televizyon izleten bir dizi olmuştu, Bilginer'in oyunculuğu da dizinin tadı da hala damağımda.
İnanmayana imdb sayfası linki:http://www.imdb.com/title/tt1502407/

Spoiler falan olmayacak bu diyeceğim çünkü Halloween izleyen herkes bilir, Michael neredeyse film boyunca tüm karakterleri bir bir öldürür. Bu deşmeli, akıtmalı katliamları bir klasiktir, kültleşmiştir artık. Peki burada kafamı kurcalayan asıl soru: Sartain'e ne olacak?



Onu bilmem de en sevdiğim aktör + en sevdiğim slasher filmi ikilisi bir arada şu an? Mümkün müdür lan böyle bir şey? Bir haftalık ömrüm falan mı kaldı yoksa?..


21 Kasım 2017 Salı

Halloween


Oldum olası slasher filmlere katlanamazdım. Birilerinin vahşice katledilmesinden zevk almayı beceremedim hiçbir zaman. Ama yaklaşık bir hafta önce ilk slasher deneyimini başlatma kararı vermeme halloween serisi yol açtı. İşkenceci filmi dendi mi aklıma gelen ilk şey dışarı fırlayan bağırsaklar, akan gözler, kopan kafalar görmekti ki slashera tahammül edememe sebebim de tam olarak bu grafiklerden tiksinmemdi. Halloween ise beni şaşırtmayı başardı ve slasher filmlere ilgimi başlattı.
Dediğim gibi sinemada olsun, çizgi filmlerde olsun katlanamadığım tek şey vahşettir. Saw serisini üç dakika bile izlememişimdir bu yüzden. Buz Devri'ni izlerken Scrat'ın dilinin donmuş palamuta yapıştığı anları bile gözlerimi kapayarak, geçti mi geçti mi sorularını tekrarlayarak geçirmiştim. Bu çekinmemin sebebi ya hâlâ içimde kalan salakça bir çocukluktan kaynaklı ya da ömrümü happy tree friends'in birkaç dakikasını bile izleyemeden geçirecek kadar ödleğim bilmiyorum. 

Halloween'de ise türünün ilk örneklerinden biri olduğu için bu grafikler tırnaklarımı kemirerek beklediklerimden çok daha yumuşak çıktı (LANET OLASI BİRKAÇ SAHNE HARİÇ) ve bu beni hem şaşırttı hem de daha çok cezbetti ki ilk filmden sonra Friday the 13th'in ilk filmini izlemek için ter döktüm resmen.

Film hakkında çok rivayet duyduğum için soğuk başladım ama John Carpenter'ın izleyiciye yansıttığı sıcaklığından mıdır nedir bu soğukluk fazla sürmeden ekrana kilitlendim. Filmin adını ilk duyduğumda ve hakkında bir araştırma yapmaya koyulduğumda karşıma Yabancı ismi çıktı. Meğer bizim çevirmenler bir halt etmiş koskoca Halloween'e Yabancı ismini koymuşlar. Gerçi Blitz'in Ölümcül Takip olarak sunulduğu bir ülkede ne bekliyorsam ben de..

Basit ama ilgi çekici bir konu var ortada: Michael Myers, 6 yaşındayken ablasını mutfak bıçağıyla doğrayarak ilk cinayetini işliyor ve bir akıl hastanesine yatırılıyor. (Sanırım) 15 sene bu klinikte tutuluyor ve bu 15 sene boyunca ne ağzından tek kelime çıkıyor, ne de insanların ilgisini çekecek bir davranışta bulunuyor. Donuk ve şeytani bakışlarından başka doktoru Loomis pek bir bilgi edinemiyor kendisinden. Aradan geçen 15 senenin ardından Loomis ve asistanına Michael'ın nakledileceği, taşınması gerektiği haberi geliyor. Tahmin edeceğiniz üzere Michael bu koşuşturmada bir boşluk yakalıyor ve kaçmayı başarıyor, hem de arabayla... Gideceği yer belli. Seneler evvel kız kardeşini deştiği eve uğrayacak. Haddonfield'daki evlerine.

Haddonfield'da Michael'ın diğer kardeşi Laurie Strode yaşıyor ve evleri de Myers'ların lanetli evine çok yakın. Michael, Laurie'yi görür görmez düşüyor peşine. Diğer kız kardeşini de katledip yarım kalan işini tamamlamak istiyor anlayacağınız ama zavallı Laurie'nin henüz hiçbir şeyden haberi yok...

Çocuk bakıcılığında çok başarılı olan ve sorumluluk sahibi biri olarak tanınan Laurie, Halloween gecesi komşularının çocuğuna göz kulak olacak. Diğer arkadaşı Annie Brackett de karşılarında oturan küçük kıza bakmayı kabul ediyor. Ve macera başlıyor. 

--Spoiler! (Okumak istemeyen alta kaydırsın)--

Michael ilk olarak Annie'yi katlederek başlıyor seri cinayetlerine. Daha sonra ise diğer arkadaşını ve erkek arkadaşını haşat ettikten, önüne çıkması olası kişileri hallettikten sonra sonra asıl hedefine koyuluyor..

Bu cinayet sahnelerinde şükürler olsun ki endişe ettiğim gore grafiklerine rastlamadım. Hatta televizyonda 7/24 görmek zorunda bırakıldığımız şiddetin onda biri bile yoktu diyebilirim gönül rahatlığıyla. 

Dr. Loomis hastası Michael'ın Haddonfield'e geleceğini düşündüğü için doğruca oraya gidiyor ve Michael'ın daha fazla can almasını engellemek üzere olayı insanlara anlatarak alarme geçiyor..

--Spoiler! (Okumak istemeyen alta kaydırsın)--

Burada dikkatimi çeken şey ise filmdeki ahlak üzerine normlara kilitlenme oldu. Genellikle ölen karakterler belli özelliklere sahip. Ailelerinden gizli alkol, tütün alan, daha öğrencilik yıllarında cinsel deneyim yaşamaya meraklanan ve en önemlisi ise daima sorumluluklardan kaçan insanlar. Örneğin Annie bakacağı kızı erkek arkadaşıyla buluşması gerektiğinden Laurie'ye bırakıyor ve amacı da tüm gün boş olacak evde erkek arkadaşı ile birlikte olmak.

Korku üstadı John Carpenter'ın muhafazakar biri olduğunu öğrendiğimde hiç şaşırmadım ve bu yöndeki teorilerime daha çok inandım. Carpenter Halloween ile bozulmuş Amerikan gençliğine, ahlaksızlığa evrilen toplum davranışlarına eleştiriler yapıyordu film boyunca. Ana karakterimiz Laurie ise sorumluluklarının bilincinde, tabiri caizse iffetli ve saygın bir genç.

Serinin ilk filmi bana göre ortalama bir gerilim/slasher filmiydi. Halloween 1 ya da bizdeki ismiyle Yabancı için kullanabileceğim en doğru kelime kült olur herhalde. Alfred Hitchcock'un Sapık filminden esinlenerek oluşturulmuş ve gerek Myers'ın doktorunun adının Loomis olmasıyla gerek oyuncularının Sapık'ta da yer almasıyla birçok yönden Sapığa göndermeler yapan bir film. Sapık tüm slasher filmlerinin atası olarak kabul ediliyor ve ilk slasher örneği de Halloween. Anladığım kadarıyla da Sapık hiç çekilmemiş olsaydı Cadılar Bayramı serisi de ya hiç olmayacaktı ya da bu kadar kaliteli bir iş ortaya konmayacaktı.

Uzun lafın kısası Sapık'tan 18 sene sonra, 78'de çekilen Halloween benim için bir ilk oldu ve ilkler her zaman güzeldir lafını bir kez daha yaşadım, serinin kalan filmlerini de bir çırpıda izlememe yol açan bir başlangıç oldu. Korku severlerin atlamaması gerektiğine inandığım bir film. Her ne kadar ikinci filmi kadar etkilenmemiş olsam da gerek hikayesi ile gerek karakterleri ile gerek göndermeleri ile birçok övgüyü hakeden bir serinin ilk filmi.. Çağrı filminin yönetmeni Mustafa Akkad'ın desteğiyle çekilmiş bir seri olduğundan Carpenter ve Akkad'a sonsuz teşekkürler. Böylesine güzel bir seriyle tanışmama vesile oldunuz.

İzleyin efendim. Eğer Scream, Saw, Chucky ve Elm Sokağı gibi serileri sevdiyseniz Halloween'i mutlaka izleyin.