Derya Alabora etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Derya Alabora etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2017 Çarşamba

Masumiyet



'97 yapımı Masumiyet, umutsuz aşkların, çile dolu hayatların filmi..

Zeki Demirkubuz'un O'na adadığı filmi, imkansız aşkın peşinden koşan Uğur'un, Uğur'u herkesten kıskanan ama eli kolu bağlı, çaresiz aşkını bastıran Bekir'in, sağır-dilsiz, her şeyden habersiz gibi görünse de canı herkesten çok yanan Çilem'in hareketli hayatlarının, Yusuf'un bahtsız yaşamına düşüşünü, Yusuf'un gözünden anlatıyor...

Yusuf, ablasıyla kaçan askerlik arkadaşını, en yakın arkadaşını vuruyor ve on yıl içeride yatıyor. Bu on yılın sonunda hiçbir zanaat öğrenemeyen, kimi kimsesi olmayan talihsiz Yusuf, (filmin ilk sahnelerinde) cezaevi müdürüne kalan ömrünü hapiste geçirmek istediğini iletiyor ancak müdürün babadan oğla nasihati gibi Yusuf'a verdiği tavsiye sonucu Yusuf dışarıya atılıyor. Güzergahı:Diyarbakır'dan Ankara'ya, Ankara'dan İstanbula. Bulabilirse iş kuracak, yaşamını sürdürecek elinden geldiğince...

Ama öyle olmuyor işte... Ankara'da eniştesine uğruyor, eniştesinin ablasına şiddet uyguladığını gördüğü halde tepkisiz terkediyor evi ve her şeyin başladığı, babacan Otelci'nin güzel yüzle karşıladığı o otel'e geçiyor. İstanbul'dan önce bir süre Ankara'da kalacak ya.. Derken otelde ateşler içinde yatan kız çocuğunu havale geçirmek üzereyken kucaklayıp doktora götüren Yusuf, bu olay örgüsünün sonucunda Bekir, Uğur ve Çilem ile tanışıyor işte...

Uğur'un hikayesi çaresizlikle dolu. Aşık olduğu, cezaevindeki belalı adam Zagor'u kurtarmasını sağlayacak parayı çıkarmak için pavyonlarda şarkı söylüyor, akşamları hayat kadını oluyor. Zagor'un çıkması imkansız. Çünkü hayatı bela, siyasi suç dolu; dışarı çıksa rahat duramaz.. Uğur bunu biliyor da aslında. Ama "umut gönlümün ekmeği, umar ha umar, umar.." düşüncesiyle gururunu, saygınlığını, onurunu gözünden çıkarmış, bir umut Zagor'u kurtarırım derdinde...

Bekir ise Uğur'a sırılsıklam aşık. Uğur'u bu diken üstünde yaşamdan kurtarmak istese, ne kadar uzak tutmaya çalışsa da başarılı olamıyor. Uğur tutturmuş Zagor da Zagor.. Bekir de bunu için için kıskanmaktan başka bir şey yapamıyor eli kolu bağlı... Uğur'a gidersen vururum, diye silah doğrultuyor ama asla ona kıyamayacağını çok iyi biliyor. Ne yapsın, "ömrüm boyunca böyle peşinden giderim, uzaktan severim ben de" demekten başka elinden bir şey gelmiyor ki...

Çilem... Göründüğü gibi olmayan, en perişan olan Çilem, Uğur'un kızı. Zagor'dan da Bekir'den de değil.. Duyamıyor da konuşamıyor da. Ama boş gözlerini siyah beyaz televizyona dikerken öyle çok şey anlatıyor ki... Demirkubuz'un neden Çilem ismini seçtiği belli, Uğur'un çektiği tüm çilelerden doğan, hepsinden bir parça olsun bulunduran bir kıvılcım Çilem. Uğur'un çilesi. Duyamayan, konuşamayan, küçük olduğundan devamlı bakıma muhtaç çilesi.. Belki de filmin en önemli karakteri...

Yusuf, bu karmaşa içinde kendi yolunu çiziyor. Uğur'u ablam, Bekir Abi'min emaneti olarak kollarken Çilem'in üstüne kendi kızı gibi düşüyor adeta.. Derken kayış kopuyor, Yusuf, Uğur'a vuruluyor...

Filmin en önemli ögesi, ölüm bana kalırsa. Bu, filmin sonunda yazan: "Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil." sözlerine paralel, tüm o hareketli yaşamın da bir sonu olduğunun metaforu ölüm, gibi... Yusuf'un cezaevinden arkadaşının ölüm haberini gözleri yaşlı babasından alması, Bekir'in sonu, Uğur'un finali hepsi bu metaforun birer parçası sanki... Karamsar ve "arabesk" atmosferi sağlayan en önemli unsur bu bence...

Kıskançlığın ne olduğunu en iyi anlatan film denebilir Masumiyet için.. Bekir'in çılgına dönmesi, Yusuf'un içten içten parlaması, kıskançlıklarının birer sonucu... İçe ata, ata patlıyor zamanla bu duygu da...

Sonunda gözlerimin ağlamak istediği ama filmin oluşturduğu boğazımdaki yumrunun göz yaşlarının önüne set kurduğu, zor da olsa tomurcuk tomurcuk göz yaşı dökebildiğim ve ağlarken bile acı çektiğim, fiziksel değil ruhumun acıyı hissettiği, kalbimin keskin keskin yandığı, beni tepetaklak eden bir film Masumiyet.. Türk sinemasının en güzel, en başarılı örneği...

Zeki Abi'nin birine adadığı bu filmi ben de başka birine, benim için dünyadaki en güzel, bir tanecik insan olan O'na armağan ediyorum...

Puanlama: Türk sinemasının ve Zeki Demirkubuz'un en iyi, en güzel filmi Masumiyet.. Filmdeki Haluk Bilginer tiradı, belki de görülebilecek en iyi tirad olabilir...