27 Nisan 2017 Perşembe

Başlıksız.


Dün hayatımın en berbat günüydü. Yaşadığım travma yüzünden uykusuz bir gece geçirdim. Keşke hiç yaşanmamış bir gün olsaydı... Bu okuduklarınızdan sonra baya ağır bir şey bekliyor olabilirsiniz. Size göre sandığınız kadar ağır olmayabilir de. Ama ben dün saatlerce, çaresizce ağladım. Ağladım.. Sadece ağladım...


Neredeyse beş senelik muhabbet kuşumun dün, gözlerim önünde can verişini an be an seyrettim. Çok acı çekti, ağlar gibi sesler çıkardı. Belki de cidden ağlıyordu. Yüreğim paramparça oldu. Ona son bir kez dokunmak, o tüylü kafasına bir öpücük kondurmak için neler vermezdim. Önce taş kesti, hareketsiz kaldı. Sonra yığıldı ve sonsuzluğa uçtu...

Annem acı çekerken kucağına almıştı. Hepimiz öleceğini biliyorduk artık. Annemin kuşla konuşması aklıma öyle kazındı ki... "Gidiyor musun sen? Biz seni çok sevdik. Uç, daha fazla canın yanmasın." O sözlerinden sonra birkaç dakika daha durdu öyle. Soluk alışverişi çok hızlıydı ve titriyordu. Veterinerin verdiği ilaç ise hiçbir fayda etmemiş aksine daha da sersemleşmesine yol açmıştı. Yavaş yavaş kalbi durdu, gözleri kapandı ve uykuya daldı... Bu an hayatımın en kötü anılarından biri oldu. Belki de direkt en kötüsü. Kafesinde, gözleri kapalı ve ayakları kırık haldeki yatışını gördüğümde aklıma daha bir hafta önce ne kadar hareketli, bıcır bıcır olduğu geldi. Duramadım ve sadece ağladım. Yığılmış bedenini o halde gördükçe ağlıyordum. Daha dün bizle konuşan kuş gitmiş miydi aniden?

Geldiği zamanları unutamıyorum. Bundan beş sene evvel. Ortaokuldayım. Lise sınavlarına hazırlanıyorum. Derken taşındık, onu da yanımıza aldık. Kütahya'ya geldik, onunla yeni eve geçtik. Dokuzuncu sınıfta ondan ayrı kaldım bir dönem. Yurtta kalıyordum.. Ne zaman eve dönsem pırpır oluyor, beraber oyunlar oynuyorduk. Daha sonra okul değiştirdim, evime döndüm. Bu değişiklikle beraber hayatımın en yalnız geçecek üç buçuk senesine ilk adımlarımı attım. Okulda hiç arkadaş edinmedim. O kadar stresliydim, tedirgindim ki kimseyle samimi olamıyordum. Ailem dışında kimsem yoktu. Yapayalnızdım. O da benden farksızdı. Tüm gün aynadaki görüntüsüyle sohbet ediyor, televizyona eşlik ediyordu. Belki de bu yüzden çok kolay anlaştık. İkimiz de çok yalnızdık.. Beraber şarkılar dinledik, o her ezgide şarkıya eşlik etti. Konuştuk, belki de onlarca kelimeyi öğrettik. Derken o gün geldi.. O sonsuza dek gitti, ben yine yalnız kaldım...

Artık Polyushka Polye dinleyemiyorum, açamıyorum in my sword, i trust'ı. Çünkü hepsi beraber dinlediğimiz şarkılardı bu yüzden hepsi bana onu hatırlatıyor. Kader arkadaşımı kaybettim resmen, çığlıkları karşısında can verişini görmekten başka hiçbir şey yapamadım...

Ve yıkılmayan güzel kuş o gün yığıldı...

Ölü fotoğrafçılığını çok saçma bulurdum. Hangi akılla yaptırıyorlarmış böyle bir şeyi, derdim. Ama o insanları anladım. Son bir hatıra kalsın istiyordum, onu unutmamak istiyordum. Bu yüzden o yorgun bedeninin fotoğrafını çektim, onu gömülmek üzere babama teslim ettim... O an sadece ağladım. Hiçbir şey gelmiyor elimden diye yalnızca ağladım. Annemin göz yaşlarını, kardeşimin ağlamasını, babamın telefonda gizlemeye çalıştığı ama başaramadığı sesindeki hüznü çok iyi farkettim... Tıpkı rezervuar köpeklerinin son sahnesi gibiydi. Arkadaşım ölürken yanında durabildim sadece...



Görüşmek üzere Timuçi, seni asla unutmayacağım...

12 yorum:

  1. Yaa ne kadar içli yazmışsın öyle, hiç yaşamadım böyle bir şey ama senin yazını okuyunca içim parçalandı valla :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kelimeleri toparlamakta epey zorlandım yazarken, resmen yıktı beni bu olay.:/ Yıllarca beraber olunca kaybetmek çok ağır oldu. 13 yaşıma basmak üzereyken almıştık, 18 yaşımdayken öldü. Beş seneden fazla bir süre, ailemin bir üyesiydi resmen. O an ne kadar üzülsem de hiçbir şeyi değiştiremiyor olmamın yaşattığı çaresizlik çok çok kötü bir histi. Allah düşmanıma bile yaşatmasın böyle duyguları.

      Sil
  2. Bazen ben de kedimin ölme ihtimalini düşünüyorum. Çok üzüldüm ya. Seni anlıyorum. İnsan bir hayvana, evet bu kadar bağlanabiliyor. Gitmesi de çok acı verici muhakkak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evcil hayvan sahibi olmanın tek kötü yanı bu galiba. Hiçbir zararı, kötü niyeti olmayan canlılar oysa ki.. Umarım kedin çok çok çok daha uzun süre yaşar

      Sil
  3. of ya haklısın tabiki de. kıyamam. başın sağolsun. bence bir tane daha alın yaa. hayat işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan önceki muhabbet kuşu da ölmüştü ama o olayın yaşattığı bu kadar travmatik olmadı herhalde. Bu yüzden yeni alır mıyız hiçbir fikrim yok. Sadece birkaç sene sonra kendi evime çıktığımda (çıkarsam) kedi almayı düşünüyorum. Kuşlar dört yıl yaşayabiliyorlar genelde ölümleri çok üzücü oluyor ama kediler daha uzun yaşıyor

      Sil
  4. Ağlattın beni de :( Annenin uğurlayışında özellikle çok duygulandım.Ben de muhabbet kuşumu kaybettim geçen yaz :( Basit gibi mi görünür kimine bilmem ama, çok acı veriyor.Kedi iyi fikir.Biz de küçük bi köpek düşünüyoruz yakında ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani normalde insanlar için denir ama başınız sağolsun demek istiyorum ben yine de. Çok kötü bir durum. Yalnız kaldığında sürekli konuşan, yalnızlığı hissettirmeyen, bunu senelerce yapan bir arkadaş gibi...

      Sil
  5. Çok aşırı hayvan sever biri olarak üzüntünü paylaşıyorum arkadaşım. Başın sağolsun, umarım çok güzel bir yerde ve mutlu cikcikliyordur şimdi. Polyuşka Polye'yi çok severim bir daha dinleyemeyecek olmana da üzüldüm ben de 18 yaşındaki ilk kedim Prenses'i kaybedince onunla birlikte dinlediğim şarkıları dinleyemiyorum o yüzden çok iyi anlıyorum seni. Sabırlar diliyorum...:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafesinin durduğu, tüm gün orada konuşup oyunlar oynadığı köşe sessiz kaldı ne yazık ki. Arada bir hâlâ oradaymış gibi oraya dönüyorum, orayı bomboş görünce kötü oluyor..:/

      Sil
  6. Bi kedi alsana? Biraz olsun acini hafifletir. Oyalanirsin.

    YanıtlaSil
  7. Öyle yapacağım muhtemelen. Şimdilik öyle görünüyor. Neyse ki unutmak insanoğluna verilmiş en güzel nimet. Hiç akıldan çıkmaması olsaydı bir kabus yaşardım herhalde...

    YanıtlaSil